11 kişi kendisini tutuyor, 2 arkadaşı var.
“Ben suyum..Üstüme bir taş attığında bulanırım.Düzensiz halkalar halinde kendime gelmeye çalışırım tekrardan, bunu fark edersin..Ama fark etmediğin şey, düzensizliğimin düzeni olmasıdır..Ben düzensizliğimle düzene girerim tekrardan..Sen ki benim huzurumu bozan, sen ki benim huzurumu kaçıran, ey ölümlü! Bunun cezasını elbet ödersin..”
Dedi ve sustu,sokakta yaşayan adam..Sanki delirmiş gibiydi..Küçük bir tebessüm attım ve oradan geçtim, sanki o an çok değersizmiş, sanki hiç yaşanmamış gibi..Elimdeki kahvemi yudumlarken yürümeye devam ettim.
Üzerimdeki uzun siyah tüylü palto bana sarılmış, beyaz eldivenlerim elimi tutmuştu ve kulağımdaki müzik bana duygularımı fısıldarken yüzüme dokunan kadife soğukluğu hissettim..
Kar..Evet kar..Suyun cisim alıp,katılaşmış hali ne kadar masum gözüküyordu, nasılda yüzümü soğukça okşarcasına bana gelip, benim sevgimle eriyip yanaklarımdan süzülüyor ve benim oluyordu..
O benim yüzümden süzülüp,benliğimde kaybolarak, kendini güvenceye alabiliyordu..Acaba hiç düşünüyor muydu benimde bunu istediğimi? Hiç söylemedim ona ama..Nerden anlayacaktı ki? Alt tarafı bir kar tanesi..Zaten benimdi..
Kıştı..Severdim kışı..Çünkü burnum öyle kızarırdı ki ağlasam kimse anlamaz diye düşünürdüm.Banyo yaparken de aynı hissi verir su..Her yeriniz ıslak olduğu için ağlarsanız kimse fark etmez..Hep böyle zamanlarda ağlarım..Kimse benim ne hissettiğimi anlamaz çünkü bilir misiniz, ben insanların benim ne hissettiğimi anlamasından korkarım..Ama artık kendimden korkmaya başladım, ya duygularımı, neler hissettiğimi hissederse birileri? Diye..Hayır..Göstermemeliydim..
Göstermedim de..
Kimilerinin uzun, kimilerinin kısa dediği yoldayım herkes gibi. Yürüyorum geri geri arkamı izleyerek. Bir nevi arabaların belli bir yönde ilerledikleri düz bir yolda terse gider gibiyim, ama doğru yönde..Önüme dönmem gerektiğini biliyorum.Boyun eğiyorum ve alacağım cevabı bilerek ona soruyorum;
-Ey acımasız, kibirli zaman! Senden, seni istiyorum! Bana verebilecek misin..
son resimde sağdaki kızın kim olduğunu çözmeye çalışırken resmin elime geçmesi ve ben olduğumu fark etmem :D euheu acayipti :D
ilaydam. aşığım sana. sensiz geçen 1 sene çok koydu bana çok bastırdım içimde seni. sonra seni tekrar bulunca hayat dalga dalga geri geldi sanki. tribal enfeksiyonum geri geldi. trip atman bile mutlu ederken sen yanımda uyurken ve ben seni izlerken,sana sarılırken dünyanın en mutlu insanı oluyorum. tek fark kız olmam ama aşığım sana. senden asla vazgeçemem. asla seni yokedemem. ne kadar uğraşsamda. sen benim içimdeki gerçeksin. sen benim bebeğimsin. boynuzlu meleğimsin. tatlı belamsın. hep yanımda kal olur mu. kalbimde. seni seviyorum.
Ben aksesuarın olmadığı resimleri severim.Düz renklerden hoşlanırım.Bakışların asla aynada hazırlanmış olmamali daha önceden bu fotoğrafa.Poz verme sakın bana.Elini,kolunu,bacağını öyle garip garip şekillere sokma.Hayatta bir duruşun olmalı.Olmalı,vardır mutlaka.Öyle dur ! Eğri yada dik.Ama kendin gibi.Her zaman nasıl bakıyorsan öyle bak.Bırak kendini bana.Sana 'bana bak' dediğimde
(ki neler demek istiyorum aslında sana)
'bana bak'!
Hiçbir aşkı tek başıma yaşamadım ben.Uzaktan sevmedim hiç kimseyi.O beni sevmeden sevmedim.Dokunmadım,o bana dokunmadan.Yel değirmenlerine karşı da savaşmadım hiç
sözkonusu aşk olduğunda.Bütün savaşlarımda hep biri oldu karşımda.'Yanımda' diyemedim !Ben aşkı savaş alanlarında yaşamayı tercih ettim
Ve,insanlarımı da savaş alanlarında tanımayı.
Çünkü bir insan,
kavgada nasıl duruyorsa hayatta da öyle durur.Kavgada kendini bozmayandan asla korkmam.Korkupta kaçmayandan.Başına ne gelirse gelsin,Bunu taşıyan,
kendini ve sözünü unutmayan,
hep dik duran ve soğukkanlılığını koruyan.
Ve sessizliğini...
Bu yüzden savaş alanlarını hep sevdim